GK Game News - шаблон joomla Продвижение
Menu



       

İTŪ'den Şişe Cam işçilerine destek

Kariyer günleri kapsamında Şişe Cam'ın İTÜ'ye çağrılmasına karşı gerçekleştirilen basın açıklamasında öğrenciler direnen işçilerin yanında olduğunu gösterdi.

 

İTÜ İşletme Kulübü'nce düzenlenen Yönetim Bilimleri Kongresi kapsamında Şişe Cam Genel Müdürü Ahmet Kırman'ın üniversiteye davet edilmesine öğrenciler tepki gösterdi.

İTÜ Maçka Kampüsü'nde gerçekleştirilen eylemde "Sermaye elini üniversiteden çek", "Şişe Cam işçisi yalnız değildir", "Yobazların ipleri sermayenin elinde" sloganları atıldı. Yapılan konuşmalarda Maslak Kampüsü'ndeki gerici provokasyon ve dün alınan yoğun güvenlik önlemleriyle kariyer günlerinin bağı kuruldu; kariyercilik ve dinselleşme yoluyla işçi sınıfının bütünlüklü bir kuşatma altına alındığına dikkat çekildi.

Basın açıklamasının tam metni:

İTÜ İşletme Kulübü’nün düzenlediği Yönetim Bilimleri Kongresi kapsamında okulumuzda kariyer günleri düzenleniyor. Bu kongre birçok patron ve sermaye grubu bu vesileyle üniversitemizde boy gösteriyor.
Bir düşünün kelli felli adamlar, iyi giyimli, bakımlı kadınlar, en güleç halleri ile karşınıza çıkıyor; ne zorluklar yaşadıklarından, ne kadar çok çalıştıklarından, emek verince karşılığının alınabileceğinden bahsediyor ve piyasa ekonomisini övüyor. O piyasa ekonomisinde tutunmanın yollarını anlatıyorlar ve öğütler veriyorlar.
Ancak bu işin içinde bir ikiyüzlülük var.
Hiçbir patron ya da sermaye grubu, bu sıcak sohbetin bir kısmında, kendilerinin en tepesinde durdukları sömürü sisteminin nasıl geleceksiz bıraktığından bahsetmiyor. Örneğin, üniversite mezunlarının neredeyse 4’te 1’i işsizken ve muhtemelen o salonda kendisini izleyenlerin bir kısmı işsiz kalacakken, iş hayatında yükselmenin kurallarını anlatıyorlar utanmadan.
Hiçbir patron ya da sermaye grubu, doğanın talanından, yok olan tarihsel, kültürel miraslarımıza, kent merkezlerinden derelerin ırmakların yağmalanmasına, yer altı kaynaklarından, doğal güzelliklerimizin yok edilmesine kadar kar hırsı ile işledikleri suçları anlatmıyorlar. Örneğin kimse Cerrattepe’de maden bulmak için herkese savaş açan, hatta halkına küfür eden Cengiz’le aynı yolun yolcusu olduklarından bahsetmiyor. En fazla, ortak duygu ve düşüncelerini açık ettiği için Cengiz’e kızıyor olabilirler.
Hiçbir patron ya da sermaye grubu, hızla yükseldikleri ‘meslek’ hayatlarında, kimlerin üstünü çıkarak yükseldiklerinden bahsetmiyor. Çok çalışmaktan bahsediliyor, verilen emeğin karşılığının alınacağından bahsediliyor, ancak kimse işçilerin çok çalıştığından, esasen üretilen tüm değerlerin onların ellerinden çıktığından, zenginliğe zenginliğin katılmasının emekçilerin alın terinin sömürülmesi ile mümkün olduğundan, dolayısıyla patronlar sermayesini arttırıp, emeklerinin karşılığını alırken, işçilerin hiçbir zaman emeğinin karşılığını alamadığından bahseden yok.
Hiçbir patron ya da sermaye grubu, ellerine bulaşmış kandan, gün be gün katledilen işçilerden, iş cinayetlerinden bahsetmiyor. Daha fazla kar edip, ben şöyle zengin oldum masallarıyla bizleri kandırmaya çalışanlar, iş güvenliği sağlamayıp, cebe indirdikleri paralarla zengin oldular. Sadece 2016’nın Şubat ayında en az 140 işçinin, o kürsüde konuşan patronların cepleri daha çok dolsun diye hayatlarını kaybettiği anlatılmıyor bizlere.
Hiçbir patron ya da sermaye grubu, tüm modern ve albenili görünüşlerine karşın bu ülkenin gericiliğiyle kurdukları bağı anlatmıyorlar. Kendi kar hırsları için ülkemizi sokmaya çalıştıkları savaşların sözü hiç açılmıyor. Arap Baharı ile iç savaş sürecine giren ülkelere Türkiyeli patronların nasıl görgüsüzce saldırdıklarının hiç lafı geçmiyor ya da bu ülkenin her yerinde patlayan bombaların en çok kendilerine yaradığının. Mustafa Koç’un Osmanlı tuğrasına sarılı tabutu laikçi görünen Türkiye sermayedarlarının gericilikle bağını kanıtlıyor.
Hiçbir patron ya da sermaye grubu, işçi sınıfına duyduğu düşmanlıktan bahsetmiyor. Daha çok kar etsinler diye işçi sınıfına düşmanlar. İş saatlerini uzatıyorlar, yemek aralarını kısaltıyorlar, hak gasplarının arkası kesilmiyor, güvencesiz ve sendikasız çalışmaya zorluyorlar, işsizlikle tehdit ediyorlar, işten atıyorlar.
Bu ve benzeri kariyer etkinlikleri ile bir yandan yalanlarıyla bizleri bu köhne düzene ikna etmeye çalışıyorlar, bir yandan işledikleri suçların üstünü örtüp şirin hanımlar ve beyefendiler olarak kendilerini aklıyorlar, diğer yandansa sermayenin üniversitelerle kurmuş olduğu hegomonik bağı pekiştirip, üniversiteleri doğrudan sermayenin güdümünde sokmaya çalışıyorlar.
Yönetim Bilimleri Kongresi kapsamında birçok patron İTÜ’de boy gösterecek.  Yine bu etkinliğin parçası olarak İTÜ’ye gelecek olanlar Şişe Cam genel müdürü Ahmet Kırman da var.
Bilindiği üzere Şişe Cam işçileri işten atıldıktan sonra uzun bir direniş sürecine girdi. Siyasi iktidarla Şişe Cam patronlarının iş birliği ile her fırsatta sesleri kısılmaya, eylemleri engellenmeye çalışıldı. Kurdukları çadırlara polisler saldırdı, bildiri dağıtırken bile baskı ve polis tacizine maruz kaldılar.
Üniversiteler sermayenin arka bahçesi değildir. İşçi düşmanlığında çığır açanların, işçileri işten atanların, işçilere sendikasız ve güvencesiz çalışma koşullarını dayatanların, işçileri siyasi iktidarın kolluk kuvvetlerinin saldırısıyla karşı karşıya bırakanların; üniversite kurumunun değerlerini hiç edip, kendisini aklamasına izin vermeyeceğiz.
İşçilere düşman olanlar, halka küfredenler üniversitelerde ellerini kollarını sallayarak dolaşamazlar…
Üniversiteler sermayenin değil işçilerin yanındadır.
İstanbul Teknik Üniversitesi Şişe Cam patronlarının değil, Şişe Cam işçilerinin yanındadır.
İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde işçi düşmanlığı yapılmasına izin vermeyeceğiz.