GK Game News - шаблон joomla Продвижение
Menu



       

Komünist Gençlik'ten etkinlik: Gericiliği yenmek için adımlarımızı sıklaştırıyoruz

Komünist Gençlik’in düzenlediği ‘Gericiliği Yenmek İçin Adımlarımızı Sıklaştırıyoruz’ etkinliği bugün saat 17:00’da Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi.

Etkinlik, NHKM Şiir Korosu’nun Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanı’ndan okuduğu şiirler ile başladı.

'BU SAÇMALIĞA BİZDEN BAŞKA KİMSE SON VEREMEZ'

Şiir dinletisinin ardından açılış konuşmasını Komünist Gençlik adına Doğa Can Oruçoğlu yaptı. AKP’nin dinci gerici siyasetine, üniversite ve liselerde yürütülen dinci gerici operasyonlara ve düzen muhalefetinin gerici dönüşümde nasıl bir rol üstlendiğine değinilen konuşmada, Komünist Gençlik’in önümüzdeki dönem yapacağı çalışmalardan da bahsedildi.

Oruçoğlu’nun konuşması şu şekilde:

''Türkiye’nin on küsür senedir yaşadığı bu saçmalığa bizden başka kimse son veremez. Biz yapacağız. Bunu yaparken, Türkiye’deki Aydınlanmacı birikimin basiretini bağlayan düğümleri de yine biz keseceğiz. Dinci gericilikle, tarikatlarla, faşistlerle kavga ederken, bir yandan da ‘aman tadımız kaçmasın’cı sosyal demokratlarla, neo liberal kimlik siyasetine emekçi halkı mahkum etmek isteyen liberallerle hesaplaşacağız.

İşte tam burada, ülkemizin ve halkımızın geleceği için verilen bu zorlu ve çok cepheli kavgada, gençliğe ihtiyaç var. Ve yine burada, yobazların memleketteki en büyük dertlerinden biri olan gençliğin örgüte; öyle herhangi bir örgüte de değil, Komünist Parti’ye ihtiyacı var...

'İMAM HATİPLER KAPATILACAK'

Bugün dinci gericilerin eziyethanesinden başka bir şey olmayan, kız çocuklarının kapanmaya zorlandığı, sorgulayanların cehennemle korkutulduğu, ülkenin geleceğinin gaspedilmesinin adı olan İmam Hatipleri kapatacağız. 

Okullarımızı geri kazanmalıyız. Bu yabana atılacak bir kavga değil. Komünist Gençlik yazın boş durmayacak. Mahalleleri gezeceğiz, velilerle konuşacağız, arkadaşlarımızı örgütleyeceğiz ve bu başlıkta somut adım atacağız…

İki senedir üniversitelerde başlatılan cami-mescit kampanyalarının ne anlama geldiğini, meselenin ‘ibadet hakkıyla’ bir ilgisinin olmadığını anlattığımız gibi İmam Hatiplerin ne olduğunu da anlatacağız. Anlatmaktan yüksünmeyeceğiz.

'ÖRGÜTLENMEYE ÇAĞIRIYORUZ'

Sınıf siyasetinin ve Aydınlanmacılığın, önümüzdeki dönemde, özellikle gençlik alanında, bir zorlama yapması gerekiyor. Geçen dönemin ardından, buna hazırız. Laiklikten, eşitlik ve özgürlükten yana; dinci gerici karanlıktan kurtulmak isteyen bütün arkadaşlarımızı da omuz vermeye, örgütlenmeye çağırıyoruz.

Karanlığın üstesinden gelmek birilerinin goygoyunu yaptığı gibi, içi boş kabadayılıklarla, devrimci romantizmle, ‘Gezi nostaljisi’yle, sosyal medya şişirmeleriyle olmaz. Bu ideolojik netlikle olur, ne yaptığını niçin yaptığını bilmekle olur, adımlarını tasarlayarak atmayla olur. Örgütlülükle olur.

Aydınlık bir ülke böyle kazanılır. Gelin, birlikte aydınlatalım.

Türkiye’nin komünist gençliği, görev başında… Gelecek dönem biz geliyoruz.

Yaşasın Komünist Parti!”

Komünist Gençlik adina yapılan konuşmanın ardından Komünist Gençlik Müzik Topluluğu sahne aldı.

‘DİNDAR VE KİNDAR NESLİN KARŞISINA KOMÜNİST GENÇLİK DİKİLECEK’

Ardından kürsüye çıkan Komünist Parti Merkez Komite Üyesi Özgür Şen de konuşmasında örgütlülük vurgusu yaptı. Şen, AKP’nin istediği ‘dindar ne kindar’ neslin karşısına, Komünist Gençlik’in dikileceğini ifade etti. Özgür Şen, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Yoldaşlar, dostlar

Biz olmayacak şeyi oldurmanın peşindeyiz...

‘Bu koşullarda olmaz’ denen için mücadele ediyoruz. Koşulların dört dörtlük, mükemmel olmasını beklemiyoruz. Kavgamız bu bizim.

Lenin siyaset dersi vermiyor yalnızca. Olması gerekeni gösterirken bir hayat dersi veriyor. İnsan denen bu zavallı yaratığa adına yaşam denen kısacık bir zaman diliminde kendisine nasıl anlam katacağını anlatıyor.

İnsanı insan yapan şeyi işaret ediyor.

‘Yap tercihini ama sakın bekleme’ diyor.

Ne tercihini yaparken bekle, ne de tercihini yaptıktan sonra...

‘BEKLEYEN DEĞİL HAREKETE GEÇEN KAZANACAK’

Biz bekleyemeyiz. Yapacak işlerimiz, yaşayacak bir hayatımız var. Bekleyenin kaybedeceği kesin, bekleyerek nasıl kazanılabilir ki... Bekleyen değil harekete geçen kazanacak.

Yaptığımız ilk tercih için beklememek de yetmiyor dolayısıyla. Tercihin hakkını verirken de hiç beklemeyeceğiz. Bu kavganın, mücadelenin şartlarını, gereklerini yerine getirirken de bu hayat dersini hiç unutmayacağız. İlerlerken, mevzi kazanırken de koşullar hiçbir zaman dört dörtlük olmayacak. Dünya zorlayacak, ülke zorlayacak, hepimizin hayatında onlarca, yüzlerce sorun çıkacak. Başka türlü olmayacağını bilin. Başka türlü olmayacağı için bekleyemeyeceğimizi de...

İnsanları bizle beraber hareket etmeye çağırırken, onları bir tercihe ikna ederken de bekleyemeyiz.

‘ÖRGÜT, OLMAYACAK ŞEYİ OLDURMANIN YOLUDUR’

Biz birbirimize lazımız. Örgüt de bir hayat dersi. Örgüt bu hayattan öğrenmenin en etkili, en güzel yolu. Hayattan örgütle öğreniyoruz. Örgüt insanı insan yapıyor. Çünkü aslında en önemli problemimizi, tercihlere dair korkaklığımızı çözüyor. Aslında örgüt, bunları çözdükçe örgüt oluyor. Çözemeyince, örgüt olmaktan çıkıyor ve çözülüyor. Bu hayatın yarattığı en ileri yaşam biçimi olarak örgüt çözülünce insan çözülüyor.

Hepimizin, bu örgütü yaratan hepimize, yoldaşlarımıza bir borcu var ve biz her gün bu borcu ödüyoruz. Bu borcun yoldaşlar arasında eşit olduğunu unutmayalım. Bu borç, zamansallığı, eskiliği ve yeniliği, hiyerarşiyi ve yapıyı, yaşı, cinsiyeti ve başka özelliklerimizi dışlar. Bu borcun en güzel yanı hep eşit olmasındadır. Hepimizin birbirimize eşit borçlanmamızdır. Bu hukuku, bu muhteşem eşitliği hiç aklımızdan çıkarmayalım.

İşte insanın çözülmemesi için yayılması gereken bu hukuktur. Örgüt olmayacak şeyi oldurmanın yoludur. Olmayacak şey, örgütle, olacak şeye dönüşür. Hayata örgütün penceresinden bakmayınca olmayacakları görmek doğaldır. Oldurulacakları mı merak ediyorsunuz? O zaman buradan bakacaksınız.

‘Erdoğan gidecek, AKP devrilecek’ demeden Türkiye'de devrimci siyaset yapmanın yolu yoktur. Yetmeyecek elbette. Ama gidecekler. Bu kavganın öncülüğüne soyunmayan, bu iddiaya sahip olmayan bir devrimci hareket Türkiye'de hiç siyaset yapmasın.

‘BU PİSLİĞİ TEMİZLEMENİN BAŞKA YOLU YOK’

Bu yüzyılın fikirler dünyasındaki en büyük günahı bu düzenin değişmesi için yapılan tercihlerin varlığının unutturulmak istenmesidir.

Onların sözlüğünde olmayacak olan devrimdir. Olmayacağı oldurmak, devrimi yapmaktır.

İnsanlık bir süredir devrim yokmuş gibi yaşıyor, devrim yokmuş gibi düşünüyor.

Bu yüzyılda devrim fikrinin üzeri çizilmiştir. Devrim seçeneği, devrim tercihi yok sayılmıştır. Karşılaştığımız tüm sorunların çözümü ya yok denmiştir, ya da bu düzen içinde bir çözüm aramamız söylenmiştir.

İşte bu oyun bitti artık.

Bu düzen bitti.

Hayat her şeyiyle devrimi çağırıyor. Her şeyin ama her şeyin değişmesi lazım artık. Bu pisliği temizlemenin başka yolu yok.

Devrim bizi çağırıyor.

İktidar bizi çağırıyor.

Erdoğan mı? Yeneceğiz...

AKP mi? Devireceğiz...

Gericilik mi? Yok edeceğiz...

Emperyalizm mi? Kovacağız...

Biz olmayacak olanı istiyoruz.

Olmayacağı olduracağız.

Biz iktidarı istiyoruz. O iktidarı alacağız.

Kim mi yapacak?

Sınıfa karşı sınıf. Patronlara karşı işçi sınıfı.

Örgüte karşı örgüt. Burjuva partilerine karşı Komünist Parti.

Nesle karşı nesil. Dindar ve kindar nesle karşı Komünist Gençlik.

Kavga bu, mücadele bu. Bu yürüyüş iktidar yürüyüşü, bu yürüyüş iktidara doğru.

Geçin en öne, geçin ve yürüyün...’’