GK Game News - шаблон joomla Продвижение
Menu



       

AKP KHK saldırılarıyla muhalif avını sürdürüyor, peki biz Üniversite mi istiyoruz moloz yığını mı?

15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’in en saldırgan aracı olan Kanun Hükmünde Kararname’lerden iki tanesi daha, 29 Ekim'de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. KHK’lerde üniversiteleri birinci elden ilgilendiren iki karar, rektörlük seçimlerinin kaldırılması ve onlarca muhalif akademisyenin ihraç edilmesi oldu.


Komünist Gençlik tarafından yapılan açıklamada, yayımlanan KHK'lerin ardından üniversiteleri doğrudan ilgilendiren bu kararlara tepki gösterildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde: 

AKP KHK saldırılarıyla muhalif avını sürdürüyor, peki biz

Üniversite mi istiyoruz moloz yığını mı?

 

15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’in en saldırgan aracı olan Kanun Hükmünde Kararname’lerden iki tanesi daha, 29 Ekim'de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. KHK’lerde üniversiteleri birinci elden ilgilendiren iki karar, rektörlük seçimlerinin kaldırılması ve onlarca muhalif akademisyenin ihraç edilmesi oldu.

Cumhuriyetin değerlerini tasfiye etme misyonunu asla terk etmeyen AKP iktidarının yeni fermanı, alay edercesine cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü olan 29 Ekim tarihinde resmi gazetede yayımlandı. OHAL koşullarında muhaliflere yönelik bir “temizlik” harekatına giriştiği anlaşılan iktidar, bu işin nerelere gidebileceğini öngörmeksizin kırıp döküyor.

Üniversitelerde muhalif olduğu bilinen, gerici-amerikancı cemaat örgütlenmesiyle mücadele veren, asistanların hak arayışlarına öncülük eden akademisyenleri üniversitelerden atmakla kalmıyor, geri kalan akademi dünyasına da bir mesaj vermiş oluyor: Konuşan, mücadele eden, dokunan yanar!

Madem öyle, akademisyenlerin, üniversite öğrencilerinin ve bir bütün olarak üniversite kurumunun tek bir sözü kalmıştır: Diz çökmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Çünkü bu andan itibaren boyun eğersek, bizler akademisyen ve üniversite öğrencisi olmaktan çıkarız, bu kurumlar da üniversite niteliğini tamamen kaybederler.

Yine açıklanan KHK’lerle, rektörlük seçimlerinin kaldırılmasına karar verildi. “Rektörleri de ben atayacağım” diyen birileri, üniversite yönetimlerinin belirlenmesinde akademisyenlerin bir nebze etkide bulunabildiği sistemi dahi kabullenemedi. 12 Eylül darbesinin üniversiteleri hizaya sokmak için getirdiği YÖK yasasını yetersiz bulan diktatörlük sevdalılarının, üniversite yerine moloz yığını isteyenlerin böyle düşünmesi doğaldır.

Madem öyle, atasınlar rektörlerini… Üniversitelerin bu gömleğe sığmayacağını, gericiler tarafından yönetilemeyeceğini boyun eğmeyerek gösterelim. Geri çekilmeyelim, “dokunan yanar” diyenlere kanmayalım.

Karar verme sırası bizde.

Mücadele edersek üniversite, etmezsek birer moloz yığınına dönüşecek bu kuruma “yeni bir ülke, yeni bir üniversite” diyerek sahip çıkalım.

 

Komünist Gençlik