GK Game News - шаблон joomla Продвижение
Menu



       

Avrupa Komünist Gençlik örgütlerinden Ekim Devrimi açıklaması

13 Avrupa Komünist Gençlik Örgütü, Büyük Ekim Sosyalist Devrimi'nin yüzüncü yılı üzerine ortak açıklama yaptı. 24-26 Şubat'ta İstanbul'da gerçekleşen 13'üncü MECYO'nun katılımcısı olan imzacı örgütler Türkiye Komünist Gençliği ile dayanışma içinde olduklarını belirttiler.

24-26 Şubat'ta İstanbul'da gerçekleşen 13'üncü Avrupa Komünist Gençlik Örgütleri Toplantısı'nın (MECYO) ardından, 13 Avrupa Komünist Gençlik Örgütü, Büyük Ekim Sosyalist Devrimi'nin yüzüncü yılı nedeniyle ortak bir açıklama yaptı.

Açıklama, kapitalist sistemin bugün bütün dünyada yaşadığı büyük bunalıma dikkat çekerken, Ekim Devrimi'nin insanlığın geleceği için hala güncel olduğunu savundu.

Sosyal demokrat ve oportünist eğilimleri mahkum eden komünist gençlik örgütleri, Bolşeviklerin yolunda yürüdüklerini kaydettiler.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Avrupa Komünist Gençlik Örgütleri Toplantısı (MECYO) bileşeni olan örgütler olarak, 24-25-26 Şubat tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilen 13. MECYO'nun “Büyük Ekim Sosyalist Devrimi'nin 100. yılında Ekim'in bayrağını yükseltiyoruz! Emperyalist savaşların, krizlerin, mülteciliğin, işsizliğin, yoksulluğun ve kapitalist sömürünün olmadığı yeni toplum için Avrupa'daki gençlik mücadelesini büyütüyoruz. Geleceğimiz sosyalizmdir!” sloganını tekrarlar, TKP-TKG'nin verdiği mücadele ve Türkiye işçi sınıfı ve gençliğiyle dayanışma duygularımızı ifade ederiz.

Gelişmeler kapitalizmin gerici ve miadını doldurmuş karakterini bir kez daha gösteriyor. Sömürü ve baskının olmadığı sınıfsız bir toplum için gençliğin örgütlü mücadeleye katılmaktan başka seçeneğinin olmadığı bir kez daha kanıtlandı.

Genç nesiller ciddi sorunlarla karşı karşıya. Grev hakkı suç sayılırken acınası ücretler dayatılıyor. Eğitim ve sağlık özelleştiriliyor, kültüre, sanata ve spora erişim hak olmaktan çıkıp birer ayrıcalığa dönüşüyor, barınma hakkının ise gerçekte hiçbir karşılığı yok. Günümüzde kapitalizm insanlığa kriz, savaş ve mültecilikten başka bir şey sunamıyor. Bu koşullar altında, her ne kadar gençlik yirminci yüzyılın büyük mücadelelerini deneyimlememiş olsa da, komünist olmaktan gelen ve giderek önem kazanan dünya gençliğinin ve işçi sınıfının mücadelelerine öncülük etme sorumluluğumuzu yerine getirmekte kararlıyız. Ortak çabamızı iş yerlerindeki genç işçiler, lise ve üniversite öğrencileri ve işsiz gençlerin güncel ihtiyaçları doğrultusunda verdikleri mücadeleye adıyoruz. Attığımız her adımda komünist ideallerimiz bize motivasyon ve direnç veriyor. Kapitalizmin son yıllardaki krizinin yarattığı zor koşullar altında gençliğin mücadelesinin hazırlanmasında ve sosyalizmin gençlik ve halklar için tek gerçek seçenek olduğunun gösterilmesinde komünistlerin siyasal ve ideolojik bakımdan öncü bir rolü var.

ABD ve AB'deki gelişmeleri takip eden siyasi ve ekonomik çelişkilerin yoğunlaştığı göz önünde bulundurulduğunda 2008 krizinin etkilerinin sona erdiği iddiası büyük bir yalan olarak kalıyor. Artan işsizliğe karşı önerilen reçeteyse halk karşıtı kemer sıkma politikalarından, esnek çalışma saatlerinden ve işçilerin kazanılmış haklarının yok edilmesinden başka bir şey değil. Ucuz iş gücüyle kapitalizme yeni bir soluk vermesi beklenen milyonlarca mülteci ve göçmen, aynı zamanda işsizlik sorunu bahane edilerek faşistlere alan açmak için kullanılıyor. Emperyalist savaşlar, NATO ve AB müdahaleleri ve yoksulluk, sanki mülteci krizinin asıl sebepleri değilmiş gibi, şiddetli biçimde devam ettiriliyor.

Kapitalizmin krizi, emperyalist merkezlerin ve yeni küresel-bölgesel güçlerin dünya pazarı egemenliği için sürdürdüğü sürtüşmeyi de yoğunlaştırıyor. AB ve ABD ekonomilerinin büyüme hızı düşerken Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkeler kapitalist üretim ilişkilerinde önemli gelişmeler kaydettiler. Bu durum mali, siyasi ve askeri saldırganlığı tetikliyor ve ABD, NATO ve AB'nin hegemonyalarını sorguya açıyor.

Hegemonyası zayıfladıkça daha saldırgan hale gelen ABD emperyalizmi, Ukrayna ile Suriye örneklerinde görüldüğü üzere savaşları tetikliyor. Ancak bütün kanlı planlara ve devasa savaş bütçelerine rağmen halklar teslim olmuyor, emperyalist oyunlara karşı dimdik ayakta duruyor. Binlerce gencin katledilmesinin asıl sorumlusunun emperyalizm olduğuna dair bir kuşku yok.

Kapitalist sistem içindeki çelişkiler, genel bir emperyalist savaş olasılığını yükseltecek biçimde derinleşiyor. Elbette sözü edilen savaş halkların yararına olmayacaktır, bölgeyi paylaşmak adına büyük güçlerin fişekleyeceği bir çatışmadır bu. Gençlik, kapitalist sistem içindeki çelişkilerde taraf seçmemelidir. Krizin sorumlusu bütün aktörleriyle birlikte kapitalist barbarlığın ta kendisidir. Gençlik işçi sınıfının yanında yerini almalı, emperyalist savaşlara karşı barış ve anti-emperyalizm mücadelesi hep birlikte verilmelidir.

Ekim Devrimi'nden 100 yıl sonra 13. Avrupa Komünist Gençlik Örgütleri Toplantısı'nın gerçekleştiği Türkiye'nin gençleri, Türkiye burjuvazisinin çıkarları ve emperyalistlerin karanlık planları uğruna Suriye'deki işgalde canlarını veriyor. Kapitalist sistem alaşağı edilmedikçe Avrupa emperyalist saldırganlık ve savaş tehdidinden asla kurtulamayacaktır.

Bolşeviklerin yolunda yürüyoruz. Ekim Devrimi'nden 100 yıl sonra tek gerçek seçenek hala sosyalizmdir.

Komünistler, bugün halkın saflarında buldukları geçici konumun keyfini süren sosyal demokrat ve oportünist güçlerin halk düşmanı niyetlerini açığa çıkarmalıdır. Sosyalizm mücadelesini terk eden herhangi bir reformist konumlanış hiçbir biçimde gerekçelendirilememeli. Komünistler, nesnel koşulları ve mücadele önceliklerini göz önünde bulundurarak, devrimci durumlarda olduğu kadar devrimci olmayan durumlarda da sosyalist iktidar hedefini yükseltirler.

Özellikle milyonlarca insanın baskı gördüğü ve kurban edildiği, hatta gezegenimizin varlığının bile tehdit altında olduğu emperyalizm çağında sosyalizm, kapitalizmin çelişkilerinin üstesinden gelebilecek tarihsel bir gerekliliktir. 100 yıl önce Bolşevik Parti buzu kırmış ve sosyalist devrimler çağının başladığını ilan etmişti. Büyük Ekim Sosyalist Devrimi hala eşitlik, özgürlük ve tüm dünya için kalıcı barış mücadelelerine ilham veriyor ve hala sömürücü sınıfların yüreklerine korku salıyor.

Ekim Devrimi’nin ardından kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği insanlık tarihini aydınlatmış ve yeni bir toplumun mümkün olduğunu göstermiştir. Sosyalist toplumun inşası halklar ve bir bütün olarak insanlık adına sonsuz bir toplumsal ilerleme sunmuştur. Elektrifikasyon, sanayileşme, kolektivizasyon hamleleri, parasız ve nitelikli halk sağlığı hizmetleri, makul çalışma koşulları, eğitimde sıçrama ve diğer pek çok ileri adım ilk “işçi devleti” tarafından çok kısa bir süre içinde gerçekleştirildi. Aynı zamanda her türlü dinci gericilik ile ırkçılık karşısında ve kadının eşitliği için verilen kavgada da çok önemli adımlar atıldı.

Sosyalizmin bu büyük kazanımlarının etkisiyle işçiler kapitalist ülkelerde bile pek çok hak elde ettiler. SSCB'nin var olmadığı günümüz koşullarındaysa kapitalistler bu hakları işçilerin ellerinden tek tek geri almaya çalışıyorlar.

Krizin derinleşmekte olduğu günümüzde burjuvazi ve onun partileri bütün halkın haklarını sınırlamaya yönelik anti-komünist yasaları alelacele parlamentolarından geçirmeye çalışıyorlar. Bu koşullar altında kapitalistler işçi sınıfı hareketinin, halkların mücadelelerinin ve onların tek gerçek öncüsü olan komünist partilerin kitlesel örgütlü ortak mücadelesinden korkuyorlar.

Sovyet deneyimine gerçek içeriğini hedef alarak saldıranların ve bu arada anti-komünizmi ve burjuva propagandasını yükseltenlerin öncelikle oportünist örgütler olması, bu anlamda rastlantı değildir. Burjuva demokratik sistemde bu güçlerin rolü, işçi sınıfını örgütlü öncüsünden ve kendi çıkarları için verdiği mücadeleden saptırmaktır. Avrupa'nın sermaye tekellerinin çıkarları için kurulmuş olan emperyalist birliğin, Avrupa Birliği'nin, iyileştirilebileceğini öne süren Avrupa Sol Partisi'nin konumu bu amaca hizmet etmektedir. AB’nin IMF, AMB ve hükümetlerle birlikte dayattığı memorandumlar aracılığıyla krizin yükü emekçi halkın ve halk katmanlarının sırtına bindirilmektedir.

25 Mart, sermaye birikimi için halk düşmanı uygulamaların hayata geçirilmesinden ve Avrupalı tekeller tarafından emperyalist entegrasyonun güçlendirilmesinden başka bir anlam taşımayan Roma Anlaşmaları'nın imzalanışının 60. yıl dönümü olacak.

Dünya halklarını birleştirmenin tek yolunu göstermiş olan SSCB'nin mirasından korkmakta sonuna dek haklılar. Komünist gençlik Avrupa'nın her yanında mücadeleyi büyütüyor. Bütün Avrupa’da komünistlerin arasında duyumsanan enternasyonalist dayanışma ve duygudaşlık, bir sistem olarak emperyalizme karşı kıtanın dört bir yanında proletaryanın tarihsel çıkarlarını temsil ediyor. Sömürüden ve savaşlardan kurtulmuş bir dünya için verdiğimiz mücadele bağlamında, gençliğin anti-emperyalist mücadelesinin ön saflarında durmak zorunda olan Dünya Demokratik Gençlik Federasyonu'na (WFDY) güç veriyoruz.

Bugünün ve yarının işçileri olan gençleri kapitalist sisteme karşı birleşmeye ve 100. yılında Ekim Devrimi'nin bayrağını yükseltmeye çağırıyoruz! Gençliğin önünde bundan başka çözüm yolu yoktur. Başka hiçbir yol günümüzün zor koşulları altında siyaseten var olamaz. Geleceğimiz için tek gerçek seçenek sosyalizmdir!

SDAJ – Almanya
KSM – Çek Cumhuriyeti
Sosyalist Gençlik – Hırvatistan
CJB – Hollanda
CJC – İspanya
UJCE – İspanya
SKU – İsveç
FGC – İtalya
KPP Gençliği – Polonya
RKSM(B) – Rusya
SKOJ – Sırbistan
TKG – Türkiye
KNE – Yunanistan